Fotoğrafçı bir fotoğraf hayal eder ve eğer o fotoğraf ortada yoksa, tıpkı bir film yönetmeni gibi onu yaratır…

Pedro Luis RAOTA

Denge  (Balance, İng.)  hemen hemen tüm sanatlarda  geçerli ve önemli tasarım/estetik ilkelerinden (Zıtlık, Vurgu, Tekrar, Yüzey,  Hareket, Oran, Denge, Boşluk ve Uyum)  biridir. Kompozisyonda ağırlık merkeziyle ilgilidir. Tabi ki burada görsel bir ağırlıktan söz ediyoruz.

“Denge” sözcüğünü, semiyotik bağlamda, hem tasarımda kompozisyonla ilgili önemli bir estetik  ilke olarak ve hem de günlük yaşantımızda karşılığını bulan (ekonomik, siyasal, psikolojik ve toplumsal durumları niteleyen) sözcük anlamı üzerinden ele alacağız.

Plastik sanatların tümünde olduğu gibi, fotoğrafta da denge önemli bir tasarım/estetik ilkedir. Rudolf ARNHEIM’a göre, “ Fizikçilerin belirttiği şekliyle, karşı yönlerden birbirini çekmeye çalışan güçlerin oluşturduğu denge, görsel denge için de geçerlidir. Fizikte olduğu gibi, her belirli görsel düzenlemenin bir dayanak noktası ve çekim merkezi vardır” (KILIÇ, 2003)

Günlük yaşamda ise, birbirine karşıt iki kuvvetin eşitliği ile elde edilen uyum durumudur. Yin ve Yang örneğinde olduğu gibi (Şekil 1), Çin kültürünün geliştirdiği oldukça karmaşık olan bu felsefede  “Yin ve Yang” doğada var olan iki zıt gücü/kuralı temsil eder ve denge ilkesine dayanır (kadın-erkek, gece-gündüz gibi). Denge, her şeyden önce insani bir kelimedir, doğrudan insan ve yaşamla  ilgili bir sözcüktür.  Öyle ki, günlük yaşantımızda en çok kullandığımız sözcüklerden biridir. Psikolojimiz bozulduğun da “Dengem bozuldu” deriz. Dünyamız ya da çevremizle ilgili terslikler olduğunda “Ekolojik Denge” den söz ederiz. Tutum ve davranışlarını beğenmediğimiz kişi için “Dengesi bozuk” deriz. Kişisel harcamalarımızın kazancımızla dengeli olmasını isteriz. Buradan da anlaşılacağı üzere  “Denge”  sözcüğü tutarlılığı, düzeni ve ölçüyü temsil eder. Bu yönüyle siyasette, ekonomide, sporda, sosyal ve beşeri bilimlerde, matematik , fizik ve  hukukta da karşılığını bulan bir sözcüktür (Şekil 2).

Şekil 1
Şekil 2

Denge, şiirde, romanda, müzikte, opera ve balede, mimarlıkta, heykel ve seramikte, resimde, grafik tasarımda  ve elbette fotoğraf sanatında  kompozisyonu oluşturmada göz ardı edilemeyecek oranda önemli bir estetik ilkedir. Görsel sanatlarda denge; renk, biçim ve sembollerin yüzey ya da form üzerinde yerleştirilmeleriyle ilgilidir.  Tasarımı oluşturan öğelerin  yüzey üzerinde görsel ağırlığının eşit olarak (matematiksel değil) dağıtılması anlamına gelir. Herhangi bir tasarımda denge ilkesi var ise, o tasarımın kendisi ile barışık olduğu anlaşılır. Görsel dengesi sağlanmamış bir sanat yapıtı (resim, heykel veya fotoğraf olsun) izleyici de rahatsız bir yanılsama oluşturur. Dengeyi kuramadığı için algılama güçlüğü yaşar. Bu nedenle  sanat eseriyle olumlu bağ kurup kuramamak da buna bağlıdır.

Görsel sanatlarda estetik bir öğe olarak “Denge” ilkesi iki yolla sağlanır.

1. Simetrik (Merkezi) Denge: Simetri, dengenin özel, kusursuz şeklidir; çok katıdır ve her zaman tatmin edici olmaz. Kararlı ve tutarlı bir dünya görüşünü yansıttığı ve belki de bu nedenle asillerin, zenginlerin, dinsel mekanların (cami ve kiliselerin) tercih ettiği bir kompozisyon şeklidir. Simetrik kompozisyonda  görsel elemanlar yüzeyin tam merkezine yerleştirilir (Şekil 3) ya da merkezden geçen dikey çizginin sağına ve soluna eşit uzaklıkta ve oranda yerleştirilir (Fotoğraf 1). Her iki taraf (sağ ve sol yanı) neredeyse bir ayna gibi aynı konuyu yansıtır. Şekil 4’te görülen bu grafik düzenleme, sarı zemin üzerinde, göz yanılsaması da oluşturacak biçimde (bazen sarı, bazen de siyah çizgi olarak görünen), yatay ve dikey eksene yerleştirilmiş çizgilerden oluşmaktadır. Sarı zemin üzerindeki grafik düzenleme, gerçekte birbirinin simetrik görüntüsü olan dört ayrı parçanın yatay ve dikey eksen üzerine bindirilmesiyle oluşturulmuştur. Böylece hem yatay eksende, hem de dikey eksende simetrik bir denge  sağlanmıştır. Bu simetrik dengenin katılığını, siyah konturların merkeze yakın olan kısımlarındaki kenarlarının erimesi bozmakta, bu da  grafiksel düzenlemeye hareket duygusu katmaktadır. Grafik biçim gözümüzü ve algımızı merkeze yönlendirmektedir. Grafik sanatlarda, izleyiciyi yönlendirme ve görsel algı oluşturma açısından simetrik dengeden yararlanılır. Fotoğraf sanatında durum biraz daha farklıdır.

Şekil 3
Fotoğraf 1
Şekil 4

Ancak simetrik dengeyle oluşturulan kompozisyonlar  duygusal açıdan coşku ve heyecandan yoksundur, durağandır. Kurgu ya da doğada hazır bulunan nesnelerin  sadece simetrik dengeye sahip olması, (merkezi perspektife uyan manzaralar veya cepheden çekilen portreler) yeterli olmaz. Fotoğraf sanatçısı  konusuna sezgisini, yaratıcı gücünü ve özgünlük gibi değerleri katarak yaklaşmasıyla  özgün  fotoğraflar elde eder.  Ayrıca fotoğrafçıların karşılaşacağı olası doğal görüntüler arasında çok yaygın da değildir. Simetriden en iyi şekilde yararlanmak için, simetri prensipleri bünyesinde barındıran bir takım objelere (örneğin mimari yapılar veya deniz kabukları gibi) yoğunlaşmanız gerekir (FREEMAN-2011).   

Simetrik denge, Rönesans’tan itibaren kompozisyonlarda öne çıkan, merkeze dayalı bir anlayıştır. Jan Van EYCK’ ın 1432’ de yaptığı “Sihirli Kuzuya Tapınma” adlı (Resim 1) resmi,  Rafael’ in 1511’de yaptığı, Platon ve Aristo’nun tartışmasını betimleyen, ünlü “Atina Mektebi” (Resim 2) adlı freski ile Michelangelo’ nun 1511’de, Sistine Şapeli tavanı için yaptığı “Ademin Yaratılışı” (Resim 3) adlı fresklerinde denge ilkesinin özellikle arandığı açıktır.

Resim 1 (Sihirli kuzuya tapınma – Jan Van Eyck)
Resim 2 (Atina Okulu – Rafael)
Resim 3 (Ademin Yaratılışı – Michelangelo)

2. Asimetrik Denge: 1900’lü yılların başında bir grup Alman bilim adamının, yaptıkları araştırmalar sonucunda ortaya koydukları, GESTALT Algı Kuramı’ na göre, asimetrik dengenin de, kompozisyonlarda belli ölçütlere bağlı kalarak uygulandığında, estetik yönden göze hoş geldiği anlaşılmıştır (Şekil 5). Burada  denge, dikey formatta bir yüzey üzerinde, sol alt köşeden, sağ üst köşeye uzanan  ve üst köşede birleşecekmiş izlenimini verecek şekilde uzanan ve dalga etkisi taşıyan, diyagonal çizgilerden oluşmaktadır. Görsel denge, siyah çizgilerin oluşturduğu koyu leke etkisi ile sağda ve üstte kalan açık ton değeri arasında  kolayca kurulabilmektedir. Görsel dengeyi sağlamanın bir yolu da, kompozisyon öğelerinin farklı renk, şekil ve büyüklükte olmak üzere, merkez-dikey eksenin sağında ve solunda  farklı uzaklıkta yerleştirilmeleriyle sağlanır (Şekil 6). Denge çubuğu ile piramidin üst noktasının kesişme noktası merkezin oldukça solundadır. Buna karşın soldaki dairenin büyüklüğü ile sağdaki dairenin  küçük ama sağ kenara yakın yerleştirilmiş olması (tıpkı bir tahterevalli gibi) gözümüzde haklı bir denge algısı oluşturmaktadır. Dolayısıyla bu görsel bir dengedir. Gerçekte  asimetrik denge  dengesiz değildir.  Şekil 7’ deki kompozisyonda asimetrik denge, aynı biçimdeki ama farklı boyut ve açılardaki dört adet objenin, yüzeyin sağ ve sol kenarına yaklaştırılarak yerleştirilmesi ve sağdaki objenin daha büyük, buna karşın soldaki üç objenin daha küçük betimlenmesiyle sağlanmıştır. Burada dikkat çekici noktanın, solda grubu oluşturan üç küçük objeden, sağda olanın gruptan kopmak istercesine uzaklaşmaya çalıştığı görülmektedir. Bu basit hareket asimetrik dengeye dinamizm katan küçük bir ayrıntıdır.  Şekil 8’de ise tekrara dayalı bir  kompozisyon görüyoruz. Burada yatay bir formatta, sağ yönü gösteren ok uçları görülmektedir. Ok uçları orta yatay eksen üzerindedir. Sarı okun ucu dikey eksenin çok az sağında görünmesine karşın, okun alt ve üst kenarı, kompozisyonun sol kenarında 1/3 lük  bir alan yerleştirilmiştir. Böylelikle hem altın orana uyulmuş, hem de soldaki alan ile sağdaki daha geniş alan arasında görsel denge sağlanmıştır. Bu zıtlıklar ve önceden hesaplanmış alan ve boşluklar asimetrik dengede hareket düşüncesini oluşturur ve izleyiciye gözün takip edeceği yolu ve basamakları gösterir.  Zaten bu hareketlilik ve denge unsuru fotoğrafta görsel olarak aranan bir özelliktir. Denge fotoğrafın kendi içinde yaratılır. Arjantinli Fotoğrafçı, Pedro Luis Raota, fotoğraflarındaki asimetrik dengenin yanı sıra, estetik duyarlık ve duygu yüklü anlatımlarıyla da öne çıkmaktadır (Fotoğraf 2-3-4).

Şekil 5
Şekil 6
Şekil 7
Fotoğraf 2 – Pedro Luis Raota
Fotoğraf 3 – Pedro Luis Raota
Fotoğraf 4 – Pedro Luis Raota

(Gestalt Algı Kuramı, bugün de Fotoğrafın ve Grafik Tasarımın önemli bir sistematiğidir.)

Denge, görüntünün görsel ağırlığını belirlemede kullanılır. Fotoğrafı birleştirebilir veya ayrıştırmalar (bölünmeler) yaratabilir. Dikkatlice dengelenmiş bir görüntü, fotoğrafa bir denge ve huzur duygusu verir. Dengesiz bir görüntü kopukluk veya huzursuzluk yaratır. Ancak sonuçta ister simetrik, isterse asimetrik bir yaklaşım olsun bunların her hangi birisinin tercih edilmesiyle oluşturulan kompozisyonda başarı, öncelikle estetik kaygı ve tasarım ilkelerinin göz önüne alınması, yaratıcılık, özgünlük ve duyguların da katılımıyla yakalanır.  Her iki uygulama da istenen sonuca bağlı olarak fotoğrafta kullanılır (Fotoğraf 5).

Fotoğraf 5

Fotoğrafta dengenin, estetik kullanımı kadar, konunun getirdiği yan anlamı üzerinde de yoğunlaşarak (zıtlıklar, ruhsal durumlar, sağlık, sosyolojik, ekonomik, siyasal, olumlu ya da olumsuz durumlar, işsizlik, açlık-tokluk gibi)  duygu yoğunluklu kompozisyonlar oluşturulabilir. 5 Haziran 1989 tarihinde, Jeff WIDENER tarafından Büyük Tiananmen Meydanında çekilen, bir insanın görünürdeki dört tankı (ve arkasındaki  kareye sığmayan bir orduyu) durduran fotoğrafı, yan anlam olarak dengeyi göstermesi açısından önemlidir (Fotoğraf 6). Tek başına bir insanın, bir orduyu durdurması olanaksızdır. Gerçekte mümkün olmayacak bir durumdur, ancak sonuçta tanklar durmuş ve fotoğrafçı da, bu anı yakalamıştır. Tam da bu noktada bir insan gücüyle, bir ordunun gücü eşit duruma gelmiştir.

Fotoğraf 6 – Jeff Widener

Kuşkusuz Fotoğraf Sanatı’ nda denge ilkesi, hem estetik (düz anlam), hem de duygu (yan anlam) yoğunluklu olarak tercih edilebilir. Ancak  burada kendiliğinden oluşan ve fotoğraf sanatçısına seçenek bırakmayan görüntüleri,  “denge” konulu fotoğraflar seçkisine katmak pek de doğru olmaz. (Fotoğraf 7). Bale sanatında balerinin tek bacak üzerinde gövdesini dik tutarak, diğer bacağını kıvırmış durumda olduğu ve bir dizini  mümkün olduğu  kadar yukarıda tuttuğu, “Attitute” duruşunu betimleyen  bu fotoğraf (Fotoğraf 8), dengede duran baleti göstermektedir.  Fotoğrafçı için baletin teknik açıdan zor olan bu duruşunu yakalayabilmesi başarıdır. Ancak dengede duran balettir. Fotoğrafçının bu dengeye her hangi bir müdahalesi olmamıştır. Bu fotoğraf, izleyici için,  baletin bu duruşu yaparken ne kadar zorlandığına ait görsel veriler de içerseydi (baletin yüz ifadesi, daha yakın bir kadraj, farklı bir bakış açısı ) daha ilginç olabilirdi. Denge, tasarımda estetik ilkelerden sadece biridir. Genel hatlarıyla kompozisyon, simetrik ya da  asimetrik dengeye uygun olarak düzenlenir. Kişisel tercihle ilgili olmasına karşın  unutulmamalıdır ki fotoğrafta; diğer estetik ilkelerin yanı sıra yaratıcılık, duygu ve özgünlük de  aranılan değerlerdir.

Fotoğraf 7
Fotoğraf 8 – Timur Varlıklı

KAYNAKÇA

  • GRILL, Tom, SCANLON, Mark, 2003 Fotoğrafta Kompozisyon, Çev. Nedim SİPAHİ, İstanbul, Homer Yay., s. 50   
  • BERGER, John, 1993 Görme Biçimleri, Çev. Yurdanur Salman, İstanbul,Metis Yay., s. 103
  • BERGER, John, MOHR, Jean, 2007 Anlatmanın Bir Başka Biçimi, Çev. Osman Akınhay,  İstanbul, Agora kit., s. 126
  • WHITE, Alex W., 2002 The Elements of Graphic Design, Canada,  Allworth Pres, s. 231
  • WÖLFFLİN, Heinrich, 1973 Sanat Tarihinin Temel Kavramları, Çev. Hayri Örs,  İstanbul, İ.Ü. E. Fak.Yay., s. 157
  • FREEMAN, Michael, 2011, Fotoğrafçının Gözü, Çev. Deniz Güzelgülgen, İstanbul, Remzi Kitapevi, s. 41

error: Fotoğraf ve yazılar izinsiz kopyalanamaz !!