İyi bir portre, konusunun benliğine özgü bilgiler içerir. Fotoğrafçı, ışık, poz ve kompozisyonu kullanarak konunun özünü portrede yakalamaya çalışır. İyi bir portre, aynı zamanda konusunun kişilik ve fiziksel özelliklerini yansıtabilmelidir.

Fotoğraf: Alparslan Berik

İyi bir portrenin içsel kalite öğeleri konusu kendi başına çok zengin bir içerik olmakla birlikte bu yazımız biraz daha teknik odaklı olacak. Portre fotoğrafı için fotoğrafçının konusu ile bir güven ilişkisi ve anlayış geliştirebilmesinin dışında, kullandığı ekipman ve portre tekniği konusunda da bilgili olması gereklidir.

Format: Önceki yıllarda portre için 8X10 inch gibi büyük format film kullanan makinalar tercih edilmekteyken, film emülsiyonlarının ve objektif teknolojisinin gelişmesi ile orta format ve hatta 35 mm format makinalar da kullanılmaya başlamıştır. Dijital fotoğrafın teknolojik yeterliliğe ulaşması sonrası, gren problemi tamamen oradan kalkmış ve dijital fotoğraf makinaları tercih edilir olmuştur. Tüm bu gelişmeler, fotoğrafçıya yaratıcılık sürecinde esneklik sağlamıştır. Yumuşatıcı filtre kullanımı ve film üstünde yapılan rötuşlar gibi teknik müdahaleler fotoğraf işleme programlarında kolayca yapılabilir olmuştur.

Objektif Odak Uzaklığı: Baş ve omuzları içeren bir portre için normal sayılan odak uzaklığından (35 mm formatta 50 mm) biraz daha uzun bir objektif kullanmak göze daha hoş gelen bir perspektif için gerekebilir. Aynı pozu daha kısa odaklı bir objektifle çekmek, konuya daha fazla yaklaşmayı gerektirecek ve sonuç olarak burun, daha uzun çene, daha çıkık ve başın arka kısmı olduğundan daha küçük gözükecektir. Çok uzun odaklı objektiflerdeyse farklı perspektif problemleri oluşur. Örneğin 35 mm formatta 300 mm odak uzunluğundaki bir objektif aynı poz içi kullanıldığında sıkıştırma etkisi görürüz. Kulaklar ile gözler aynı hizaya gelmiş gibi olur. Burun, sanki yüze yapıştırılmış gibi durur. Kısa teleobjektifler, konu ile çalışan fotoğrafçı arasında rahat bir mesafe bırakır. Portresi çekilen, kendi kişisel alanında daha rahat ve doğal olabilir. İnsan vücudunun tümünü yada tümüne yakınını gösteren portrelerde 50 mm odak uzaklığı, uygun bir mesafe ve perspektif sağlar.

Odaklama (Netleme): Baş ve omuz içeren portrelerde gözlerin ve yüzün diğer öğelerinin keskin netliği çok önemlidir. Kulakların keskin netliği, her zaman olmasa da arzu edilir. Çok açık bir diyafram kullanıldığında, net alan derinliği azalacaktır. O zaman dikkat edeceğimiz husus, gözlerin, burunun ve kulakların net olduğundan emin olmaktır. Bir çok makinada bulunan alan derinliği kontrol mekanizması ile bu üç unsurun aynı anda net olup, olmadığı kontrol edilebilir. Alan derinliğini odak uzaklığı, konuya yakınlık, diyafram değeri ve format etkiler. Teleobjektifle ve yakın çekim yapıyorsak, alan derinliğinin azalması yüzünden netlemeye çok titizlenmemiz gerekir. Bu tarz çekimlerde konu, arkaplanın bulanıklaşması nedeni ile arkaplandan ayrılır ve öne çıkar. Bu sayede boyut kazanmış olur. Ancak, boy çekimlerinde ve grup çekimlerinde 50 mm ve geniş açı objektifler kullanılmakta ve fotoğrafçı ile konu arasındaki mesafe de zorunlu olarak büyümektedir. Sonuç olarak, özellikle stüdyo dışı çekimlerde, diyaframdan ne kadar yardım alınırsa alınsın arkaplan konudan yeterince ayrıştırılamamaktadır. Özellikle, arka planda parıldamalar ve diğer göz alıcı unsurlar, rahatsızlık verebilir. Bu durumlarda bir üst formata geçerek alan derinliği arttırılarak ve/veya farklı ışıklandırma teknikleriyle konu ve arkaplan ayrıştırması yapılabilir.

Poz: Öncelikle poz esnasında konumuzu rahat ettirmeliyiz. Bu, oturacak, destek alacak ya da kolları için uygun pozisyon sağlayacak yardımcı unsurlar olabileceği gibi örneğin, dış çekimlerde bulacağımız gölge bir alan da olabilir. Konunun rahat olması daha doğal pozlar için yardımcı olacaktır. Poz verme konusundaki öneriler, kompozisyon kurallarında da olduğu gibi mutlak olmamakla birlikte daha iyi fotoğraflar üretebilmek için önemlidir. Özellikle baş ve omuz portrelerinde poz verdirdiğimiz konumuzun bir omuzunun objektife daha yakın olması, geleneksel olarak estetik bulunur. Omuzların ikisinin de objektife dönük olması, hem omuzları daha geniş gösterir hem daha durağan bir kompozisyona neden olur. Geleneksel olarak erkek modellerin objektife yakın omuzları yönünde başlarını çevirmeleri daha erkeksi, kadın modellerin ise bu yönün aksine başlarını döndürmeleri daha kadınsı bulunur. Cepheden verilen baş pozları yassı bir yüz görünümüne sebep olmakta, yüzü daha geniş göstermektedir. Genel olarak, üç çeşit baş pozisyonu vardır. İlkinde baş, objektif aksisinden hafifçe farklı yöne döner. Bu durumda yüzün her iki tarafını da görebiliriz ancak bir tarafı az farkla daha küçüktür. Diğer baş pozisyonu ise dörtte-üçlük dediğimiz ve uzak kulağın görünmediği, yüzün bir yarısının diğer yarısına nispetle daha fazla göründüğü pozdur. Bir de profil olarak adlandırdığımız, yüzün uzak kısmının hatta, uzaktaki gözün kirpiklerinin bile görünmediği poz şekli vardır. Ayrıca başın hafif eğri tutulması bakış yönünü daha diagonal kılacağından dinamik bir etki verecektir.

Yukarıdaki bilgiler iyi bir rehber olmakla birlikte genele hitap etmektedir. İyi bir portre fotoğrafçısı, modelinin fizyonomisini mutlaka hesaba katmak zorundadır. Örneğin bir çok insanın bir gözü diğerinden hafifçe daha küçüktür. Fotoğrafçı, küçük olan gözü makinaya daha yakın olacak şekilde modelin poz vermesini sağlar. Böylelikle, perspektif sayesinde iki gözün büyüklüğü birbirine yakın gözükür. Eğer modelin yüzü zayıf ise, modelin yüzünü cepheden çekmek, modelin yüzünün daha zayıf çıkmasını engeller. Dar omuzlu bir erkek portresinde ise, omuzlara dik açılı bakan bir poz seçmede fayda vardır.

İlişikteki fotoğraf, 85mm odak uzaklıklı, orta etkili bir teleobjektifle 35 mm formatlı filme çekilmiştir. Modelin yüzü, objektife açıyla durmakla ve yüzünün çoğu görünmektedir. Bir omuz, objektife daha yakın ve bakış yönü yakın omuza doğru olup, modelin mücadeleci kişiliğine ithafta bulunmaktadır. Bu, ön planda kullanılan el ile desteklenmektedir. Başın hafif eğriliği, bakışlara farklı bir anlam yüklemiş olup, diagonale yerleşen bakış yönü içsel dinamizme katkıda bulunmuştur.

Geçen zaman içerisinde klasik portre fotoğrafı değişmiş, daha içten gelme ve doğal yaklaşımlar moda olmuştur. Klasik resimden gelme ve onun yapısal özelliklerini taşıyan tarz hemen, hemen terkedilmiştir. Ancak, günümüz modern portre anlayışına temel olma görevini halen sürdürmektedir.

error: Fotoğraf ve yazılar izinsiz kopyalanamaz !!